Özgürlüğün bardaktan boşanırcasına yalnızlık olduğunu gördüm,
yarını düşünme diyenlerin geleceklerini çoktan garantiye aldıklarını bildim,
anı içimden geldiği gibi yaşadım, affetmeyi öğrendim,
affettiklerimi unuttum....en hüzünlü anlarımda bir umut daha varmış gördüm, bu umut anlık mutlulukmuş bildim, mutlulukta hakkımmış yaşadım, içime akıttım gözyaşlarımı unuttum.
Hep derin denizlerde yüzdüm sığlıktan haz etmedim, ortalama biri olmak istemedim sonunda herkes benden bir parça koparıp gitti… gördüm, paramparçalığımdan mutlu oldular bildim, hiç üzmemişler, hiç üzülmemiş gibi yaşadım, zamanla üzüntünün anlamını unuttum. Koskocaman bir insan kalabalığında kendini yalnız hissetmenin acısını hissettim. Biliyordum yalnızlığı ben tercih ettim, onlarla olabilmek uğruna değişmedim çünkü, hep aynı kaldım, huysuz, kırılgan, mağrur…neden sonra anladım ki; ‘’Ben En Çok Kendimi Sevdim’’
Sen en büyük ihaneti yine kendine yaptın; tuttun kendini sevdin…küçük dalgınlıklarına sığdırdın o büyük hatalarını.
İçindeki büyük boşlukları küçük sıkıntılarına bölüştürdün. Her şeyi bilirken bile, henüz kimseler buna hazır değilken bilmiyormuş gibi yaptın; büyüsü bozulmasın diye sana emanet edilmiş anıların…oysa seni birkaç saat sevmeye yeltenenler bile anladılar bunu. Sense hep şunu sordun kendine ‘’bunlar ben de ne gördü…ne gördü
de sevdiler beni!
Uçlarımda yürümek kanımı hızlandırıyordu bir zamanlar. Bir kaç adım solumda ben, bazen bir kaç adım ötemde yine ben. Kalbim dayanmıyor artık bu gidip gelmelere. Merkezinden zımbalanmış, tek ortalı bir defter gibi yaşamak istiyorum son günlerde...
aLıntı ...