|
nefretimsin
|
 |
« :» |
|
Uzun zamandır (yaklaşık 2 yıl) yanımda bulundurduğum Mehmet Coşkundeniz'e ait bir köşe yazısı vardı elimde. Beğendiğim için kıyıp atamadım yazılan o içten sözcükleri. Sizinle paylaştıktan sonra artık elimdeki kağıt parçasının çok da bir ehemmiyeti kalmıyor zaten. Nasılsa istediğim zaman buradan tekrar tekrar okuyabileceğim.
İnsanın içini titretecek kadar soğuk ve sırılsıklam edecek kadar yağmurlu bir İstanbul sonbaharından merhaba sevgilim. Bu yazıp da postaya vermeyeceğim kaçıncı mektup olacak ama yazmadan da edemiyorum sana. Boşuna bir çaba mıdır benimkisi, kelimelerim beyhude mi dökülüyor kağıda bilmiyorum.Sadece, yazmak istiyorum işte. Çünkü kendimi sana ancak yazarken yakın hissediyorum. Gittiğinden beri yazmaktan başka birşeyde yapmıyorum zaten. Ne garip, ne zaman gittiğini hatırlayamıyorum. Sahi ne kadar oldu? 1 gün? 1 ay? 1 yıl? Bin yıl? Neyse, bulup da ne yapacağım sanki, hüznüm biraz daha artacak hepsi bu. Aslında garip bir durum içindeyim sevgilim. Biliyor musun, sanki hiç ayrılmamışız gibi geliyor bana. Normal değil ki bu... Ama nasıl yer etmişsen içimde, gidişin bile değiştirmedi bunu. Sanki yarın hiç gitmemişsin gibi çalacaksın kapımı, "Hoş geldin" diye karşılayacağım seni, gününün nasıl geçtiğini soracağım. Sanki birazdan telefon edip "Nasılsın aşkım?" diye soracaksın. Deliriyorum galiba. Beynim oyunlar oynuyor bana.Gerçeklerden kaçmak bu olsa gerek. Oysa biliyorum ki; yoksun ve benim sana ulaşma imkanımda yok. Kaç kez denedim; hepsinde bir duvara çarptım. Sen silmişsin beni yüreğinden. Olsun, aşk dediğimiz şey başkasına bağımlı olarak gelişmez insanın içinde.Yani sen artık aşık olmasanda farketmiyor, benim yüreğim hala seni yaşıyor. Birazda İstanbul'dan söz edeyim sana, bu kent bildiğin gibi. Yine trafik, yine kalabalık. Yalnız sen gittiğinden beriinsanların yüzleri daha asıkmış gibi geliyor bana.Zaten gülmez bu kentin insanları ama şimdilerde daha bir suratsızlar. Boğazda'ki rakı-balık akşamlarım yokdenecek kadar azaldı. Seninleyken, neredeyse iki günde bir Boğaz'daydık hatırlarsan. Aşkımızı İstanbul süslerdi. Hem birbirimize hemde İstanbul'a aşıktık. Benim gibi İstanbul'da yalnız şimdi. Bazen tek başıma adımlıyorum kentin sokaklarını. Çabucak yoruluyorum. Bir banka oturup düşüncelere dalıyorum saatlerce... Hay Allah, seninde için kararttım. Hatırını bile sormadım. İyi olduğunu umuyorum, iyi olmanı istiyorum. Giderken "Ancak gidersem iyi olacağım" demiştin ya, onu hatırladım şimdi. Gittiğine göre iyisindir, öyle değil mi sevgilim? Kalbine heyecan veren biri var mı hayatında? Olsun,olmalı... Sen aşksız yaşayamazsın bilirim. Bitiriyorum mektubu, birazdan yine İstanbul'un sokaklarına atacağım kendimi. Başka türlü dağıtamıyorum kederimi. Lüfer bol bu yıl, Belki Boğazda'ki o küçük lokantada lüfer eşlik eder rakıma. Rakı,balık ve ben seni anarız birlikte. Seni seviyorum sevgilim, bir sonraki mektuba kadar hoşçakal...
İşte dostlar burada mektup sona eriyor bende yalnız kaldığımda aynı duyguları yaşıyorum, hatta yazıyorum göndermeyeceğim mektupları... Benim eksiklerim var Mehmet Coşkundeniz'e göre birincisi rakı içmiyorum, ikincisi İstanbul yok Boğaz yok.
Yazının izinsiz forum dışına taşırılması yasaktır
|